Ceza Hukuku Temel Kavramları: Suç, Ceza Normu, Yer ve Zaman Bakımından Uygulama

Enviado por Anónimo y clasificado en Lengua y literatura

Escrito el en turco con un tamaño de 44,23 KB

TANIM VE KAVRAM

-Ceza hukuku, suç adı verilen insan davranışının yapısını inceleyen ve buna özgü yaptırımlar öngören hukuk dalıdır.

-İki temel unsur vardır: SUÇ ve YAPTIRIM

-Ceza hukukunun konusunu esasen ceza normu oluşturur.

Ceza normu = kural ve müeyyide
Suç = emir ve yasak

**Ceza hukuku aslında cezalandırmaz, özgürleştirir.** Ceza hukuku, toplumsal düzen ve barışın sürekliliği için özgür kılma ve özgürlüğü sınırlandırma arasındaki dengeyi sağlama sanatıdır.

Ceza Hukukunun Kısımları

Dar anlamda ceza hukuku — Geniş anlamda ceza hukuku

Dar Anlamda Ceza Hukuku

Maddi ceza hukuku olarak da bilinir. Bir davranışın cezalandırılabilirliğinin somut koşullarını ve bu koşulların varlığı halinde bunun hukuki sonuçlarını belirler. 3 boyutu bulunur:

1. TCK Genel Hükümler

2. TCK Özel Hükümler

3. Cezalar ve güvenlik tedbirleri

Geniş Anlamda Ceza Hukuku

Maddi ceza hukukunun yanında Ceza Muhakemesi Hukuku ve İnfaz Hukukunu da bünyesinde barındırır.

CEZALANDIRMANIN MEŞRUİYETİ

Ceza hukukuna meşruiyet kazandıran 3 temel unsur bulunur:

1. Korunan hukuki menfaat

2. Ceza hukukunun ikincilliği (son çare olması)

3. Cezalandırılmaya liyakat ya da cezalandırılmaya müstahak olma

CEZA HUKUKUNUN GÖREVİ, İŞLEVİ VE AMACI

1. Görevi

Sosyal barışın sağlanmasıdır.

SOSYAL DÜZEN + HUKUK DÜZENİ = SOSYAL BARIŞ

**Devlet, her hareketi bir ceza yaptırımına bağlayıp ceza verme yetkisini de istediği gibi kullanamaz.**

AY. md. 13’e göre, temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlama:

  • Anayasanın sözüne ve ruhuna
  • Demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine
  • Ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

**Özgürlüklerin özü, devletin cezalandırma yetkisinin sınırıdır.**

2. İşlevi

İki işlevi vardır:

  • Suçun işlenmesi halinde cezalandırma görevi (cezalandırıcı ya da cezalandırma işlevi)
  • Bu cezalandırma işlevinin gerçekleşmesi sırasında toplumu koruyucu işlevi

Ceza hukukunun koruyucu işlevi, hukuki menfaatlerin korunması suretiyle yerine getirilir. Hukuki menfaatten kasıt, sosyal değerler ve bireylerin ya da kanunun hukuken tanınmış menfaatleridir. Hukuki menfaatler, manevi nitelikteki sosyal değerlerdir.

3. Amacı

TCK md. 1’e göre Ceza Kanununun amacı:

  • Kişi hak ve özgürlüklerini
  • Kamu düzen ve güvenliğini
  • Hukuk devletini
  • Kamu sağlığını ve çevreyi
  • Toplum barışını korumak ve
  • Suç işlenmesini önlemektir.

Ceza hukukunun amacını, uygulandığı devletin liberal veya otoriter niteliği belirler.

Ceza hukukunun araçları:

1. Ödetme
2. Caydırma
3. Islah
4. Önleme

DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNDE CEZA HUKUKUNUN TEMEL İLKELERİ

1. Kanunilik İlkesi

Bir fiilin suç olarak tanımlanması ve cezalandırılmasında neyin dayanak alınacağı sorunuyla ilişkilidir. AY. md. 38 ve TCK md. 2’de, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı; kanunda yazılı cezalar ve güvenlik tedbirleri dışında bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı açıkça düzenlenmiştir.

İlkenin anlamı: Yasada gösterilmeyen bir fiil suç oluşturmaz; suça ancak yasada gösterilen ceza uygulanabilir.

İlkenin kapsamı:

  • Kanunsuz suç olmaz
  • Kanunsuz ceza olmaz

Kanunilik İlkesinin Zorunlu Sonuçları

A. Örf ve adet kuralları ile suç ve ceza yaratılamaz. Yasa koyucunun bir fiili suç haline getirmesi ve bir yasal düzenlemenin nasıl anlaşılması gerektiğini ortaya koymaya yönelik yorum faaliyetinde, örf ve adet kurallarından yardımcı kaynak olarak yararlanmak mümkündür.

B. Kıyas yasaktır (kanunun açıklığı) — TCK md. 2/3

Kıyas yasağının 2 sonucu vardır:

  1. Kıyas yasağı yalnızca kanunların suç ve ceza içeren hükümleri bakımından söz konusu olabilir.
  2. Hükümde kıyas yapılmaz denilerek kıyasın lehe ya da aleyhe olması bir önem taşımaz.

Maddi ceza normu: Suçun unsurlarını belirler ve hangi fiilin suç sayıldığını tanımlar. Kıyas yapılamaz.

Muhakeme normu: Kıyas yapılabilir.

C. Ceza kanunları belirli ve açık olmalıdır.

Ç. Ceza kanunları geriye yürümez.

D. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza yaratılamaz.

CEZA HUKUKUNUN KAYNAKLARI

Asıl (doğrudan) kaynaklar:

  1. Anayasa
  2. Kanun
  3. Uluslararası sözleşmeler

Yardımcı (dolaylı) kaynaklar:

  1. AYM kararları
  2. İçtihadı birleştirme kararları
  3. Örf ve adet kuralları (yorum yaparken kullanılabilir)

YORUM YÖNTEMLERİ

  1. Gramatik-sözel yorum: Hukuk kuralında yer alan kelimeler dikkate alınır.
  2. Sistematik yorum: Hükmün anlamı kanundaki yerine göre belirlenir.
  3. Tarihsel yorum: Hükmün tarihi gelişimi esas alınır.
  4. Amaçsal yorum: Hükmün konuluş amacı araştırılır.

Yorum Çeşitleri

  1. Daraltıcı yorum: Hükümde kullanılan sözlerin hükmün amacını aşması halinde başvurulur.
  2. Genişletici yorum: Kanundaki ifadeler yasa koyucunun kastettiğinden daha dar ise başvurulur. (TCK md. 2/2)

CEZA HUKUKU KURALLARININ ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA ALANI

  1. Hemen uygulama
  2. Geriye yürüme
  3. İleriye yürüme

A. Hemen Uygulama

Yürürlüğe giren bir yasanın, yürürlükte bulunduğu süre içinde gerçekleşen tüm eylem ve olaylar hakkında uygulanmasıdır.

TCK md. 7/1 c.1: Bu ilke özellikle ceza muhakemesi hukukuna ilişkin yasalar ve infaz yasalarında etki gösterir. Ceza muhakemesi hukuku kuralları lehe olsa dahi geçmişe yürümez. İnfaz kanunları da hemen uygulanır. TCK’nın erteleme, koşullu salıverme ve tekerrüre ilişkin düzenlemeleri bakımından lehe kanun hükümleri esas alınır.

Güvenlik tedbirleri bakımından, hemen uygulama ilkesinin kabulünde temel ölçüt; merkezi güvenlik tedbirlerinde kusurun değil, failin tehlikeliliğinin esas alınmasıdır.

B. Lehe Kanunun Uygulanması

Hemen uygulama ilkesinin maddi ceza hukuku alanındaki sınırlarını, aleyhe yasanın geriye yürüme yasağı ve lehe yasanın geriye yürümesi oluşturur. Geriye yürüme, kanunun yürürlüğe girmeden önce işlenmiş fiillere uygulanmasıdır.

  • Kanunilik ilkesinin geçerli olduğu ceza hukukunda, failin aleyhine sonuç doğuracak bir geriye yürüme kabul edilemez.
  • Failin lehine sonuç doğuran sonraki ceza kanunlarının uygulanmasında sakınca yoktur (TCK md. 7).

Lehe kanun iki şekilde karşımıza çıkar:

  1. İşlendiği zamanın kanununa göre suç olarak düzenlenmekle birlikte, sonradan yürürlüğe giren kanuna göre suç olmaktan çıkarılan bir fiilin cezalandırılması mümkün değildir; verilmiş olan cezalar da bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
  2. İşlendiği zaman kanununa göre suç oluşturan fiil, yeni kanun bakımından da suç olma niteliğini koruyabilir. Bu halde her iki yasanın hükümleri karşılaştırılmalı ve hangisi lehe sonuç doğuruyorsa o uygulanmalıdır.

Sonuçları:

  • Eylem işlendiği sırada suç değilse, fail sonraki yasaya göre cezalandırılamaz.
  • Suç olan eylem suç olmaktan çıkarılmışsa, fail yine cezalandırılamaz.
  • Hüküm kesinleşmiş olsa bile infaza son verilir ve hükmün ceza hukukuna ilişkin sonuçları ortadan kalkar. Ancak diğer hukuk dallarına ilişkin sonuçları kendiliğinden kalkmaz.

Fiil önceki ve sonraki kanunlar bakımından suç olma niteliğini koruyorsa, her iki kanundan lehe olanı uygulanır ve infaz olunur.

Lehe kanunun belirlenmesi bu genel ilkeler çerçevesinde yapılır. Aşağıdaki düzenlemeler lehe kanun sayılır:

  • Eylemi suç olmaktan çıkaran
  • Sonuç oluşmasını zorlaştıran
  • Hapis cezası yerine para cezası öngören
  • Fiili şikayete tabi hale getiren
  • Fiili ön ödemeli ya da uzlaştırmalı hale getiren
  • Zamanaşımı süresini kısaltan kanun

Ceza miktarı bakımından:

  • Lehe kanun belirlenirken soyut ceza esas alınır; ancak nitelikli haller de göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Tür ve miktar açısından daha hafif ceza öngören kanun lehe kanundur.
  • Türü aynı olan cezalardan miktarı az olan daha hafiftir.
  • Türü aynı cezaların alt ve üst sınırları bulunuyorsa: Alt sınırı eşit, üst sınırı farklı ise üst sınırı az olan lehedir. Üst sınırları eşit, alt sınırları farklı ise alt sınırı az olan lehedir.

Zamanaşımına ilişkin kurallar bakımından lehe kanunun belirlenmesi: Zamanaşımı ceza hukukuna ilişkin bir kurum olarak kabul ediliyorsa, yeni kanundaki hükümlerin aleyhe olması durumunda geçmişe yürüme yasağıyla karşılaşılacağı söylenmelidir. Yeni kanunun lehe olması durumunda ise lehe kanunun geçmişe yürümesi kuralı gereği yeni kanundaki zamanaşımı süresi uygulanır.

Mahkeme içtihatlarının geçmişe yürüyüp yürümeyeceği sorunu: Geriye yürüme yasağı yalnızca yasalar için öngörülmüştür. Bu nedenle mahkeme içtihatları bakımından böyle bir yasak olmadığı söylenebilir. Zira içtihat yaratan karar, aleyhe sonuca kıyasla değil, yorum yaparak ulaşmıştır.

!Bu konuda sf. 131 ve 132’de yer alan örnek mutlaka okunmalıdır.

İçtihadı birleştirme kararlarının geçmişe yürüyüp yürümeyeceği sorunu: İBK’nın değişmesi geçmişe etkili olmaz. (YİBBGK 1949 kararı)

Öğretideki baskın görüşe göre İBK’daki lehe değişikliğin geçmişe yürümesi gerekir; ancak TCK bu konuda bir düzenlemeye yer vermeyerek bu görüşü benimsememiştir.

AYM iptal kararlarının geçmişe yürüyüp yürümeyeceği sorunu: AYM tarafından verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği bir Anayasa hükmüdür (AY. md. 153/4).

  • AYM’nin iptal kararıyla oluşan lehe durum kesinleşmiş hükümlere etki etmez.
  • Ancak henüz muhakeme edilmemiş ya da muhakeme aşamasında kalmış fiiller bakımından failin lehine olan hükümler uygulanır.

C. İleriye Yürüme

Yürürlükten kaldırılan bir yasanın sonraki fiillere de uygulanmasına devam edilmesidir. Ceza hukukunda ileriye yürüme kabul edilmez.

SUÇUN İŞLENDİĞİ AN

A. Ani Suçlar

Hareketten meydana gelen neticenin zaman içinde devam etmeyip hemen sona ermesi durumunda ani suç vardır. Bu suçlar neticenin meydana gelmesiyle tamamlanır. Hareket ile netice birlikte gerçekleşebileceği gibi, neticenin hareketten sonra meydana gelmesi de mümkündür.

Suçun hangi anda meydana geldiği hakkında 2 görüş vardır:

  1. Hareket teorisi: Suçun oluşmasında hareketin rolü büyüktür. Fail o anda iradi olarak yasayı ihlal ederek kötülüğünü açığa vurmuş olmaktadır.
  2. Netice teorisi: Suçun işlendiği zaman, netice esas alınarak belirlenmelidir. Suç ancak neticenin meydana gelmesiyle oluşuyorsa, neticenin meydana geldiği an suçun işlendiği an kabul edilir. ! Neticesi harekete bileşik suçlarda ve teşebbüs aşamasında kalan suçlarda suçun işlendiği an hareketin yapıldığı andır.

(TCK md. 66/6)

Kesintisiz (Mütemadi) Suç

Neticenin hemen sona ermeyip zaman içinde de devam ettiği suçlardır. Bu suçlar kesintinin gerçekleştiği anda işlenmiş sayılır ve bu suçlar hakkında o an yürürlükte bulunan yasa uygulanır. ! İrade burada belirleyici faktör olarak yer alır.

Zincirleme (Müteselsil) Suç

Kanunun aynı hükmünün, aynı suçu işleme kararıyla birden fazla ihlal edilmesidir. Bu suçlarda suçun işlendiği an, son suçun işlendiği andır.

Teşebbüs Aşamasında Kalan Suçlar

Suçun işlendiği an, son hareketin yapıldığı andır.

CEZA HUKUKU KURALLARININ YER BAKIMINDAN UYGULANMASI

TCK’da devletin egemenlik yetkisinin bir yansıması olarak mülkilik ilkesi benimsenmiş, ancak ilkenin boşlukları şahsilik, koruma ve evrensellik ilkelerini de kabul ederek doldurulmak istenmiştir. Bu nedenle sistem yarı-mülkilik sistemi olarak nitelendirilir.

1. Mülkilik İlkesi

Ülkede işlenen tüm suçlar hakkında, fail ve mağdurun vatandaşlığına bakılmaksızın o ülke ceza kanununun uygulanmasıdır. TCK md. 8/1’de, Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunlarının uygulanacağı düzenlenerek bu ilke benimsenmiştir.

İlkenin gerekçeleri:

  • Suç nerede işlenmişse heyecan ve panik orada yaşanır; cezanın caydırıcı etkisi orada daha fazla hissedilir.
  • Suça ilişkin deliller, suçun işlendiği yerde daha iyi, çabuk ve ucuz toplanır.
  • Suçun işlendiği yerde cezalandırılması, o devletin egemenlik ve otoritesini yitirmemesine sebep olur.

Ülke Kavramı

Türkiye’de işlenen suç, Türk ülkesinde işlenmiş suç demektir. Devletin ülkesi, yeryüzünün, o devletin egemenliğine tabi kılınmış belirlenmiş bir kesimidir.

Kara, deniz ve hava ülkesi (TCK md. 8/2) ülke kavramına açıklık getirmektedir. Buna göre suç;

  • A. Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında,
  • B. Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla,
  • C. Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
  • D. Türkiye’nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı işlendiğinde Türkiye’de işlenmiş sayılır.

Gerçek anlamda ülke: Türk ülkesi, Türk toprakları, iç sular, karasuları ve bunların üstündeki hava tabakasını ifade eder.

  • İç sular: Nehirler, göller, koylar, limanlar.
  • Karasuları: Bir devletin kara ülkesini çevreleyen ve açık denize kadar uzanan deniz kuşağıdır. Genişliği 6 deniz mili olarak belirlenmiştir.

Türk karasularında bulunan yabancı savaş, ticaret ve yolcu gemileri: TCK md. 8/1 bent (a), Türk karasularında işlenen suçun savaş, yolcu ya da ticaret gemisinde işlenmesi arasında ayrım yapmamıştır.

  • Yabancı savaş gemileri: Yabancı karasularında yalnızca kendi devletinin yasalarına bağlıdır (bayrak prensibi). Buna göre kural olarak bu gemilerde işlenen suçlara sahil devleti müdahale edemez.

İstisnaları:

  • Savaş gemisi üzerinde sahil devletinin vatandaşı tarafından gemi personeline karşı suç işlenmesi
  • Gemi içerisinde, gemi personeli olmayan 2 kişi arasında suçun işlenmesi
  • Savaş gemisi personelinin karada suç işlemesi
  • Bir suçlunun savaş gemisine sığınması
  • Yabancı ticaret ve yolcu gemileri: Belli ihtimaller dışında karasularından geçmekte olan bir gemide suç işlenmesi halinde sahil devletinin yargı yetkisini kullanamayacağı kabul edilir (zararsız geçiş hakkı).

Hava ülkesi: 1944 tarihli Şikago Anlaşması’na göre devletlerin hava sahaları üzerinde tam ve münhasır egemenliği bulunur. ! Ancak yabancı hava gemilerine zararsız geçiş hakkı tanınır.

  • Askeri hava araçları: Bayrağını taşıdığı devletin farazi ülkesidir; dolayısıyla o ülke yasası uygulanır.
  • Sivil hava araçları: Hava aracı ister Türk, ister yabancı olsun, Türk hava ülkesindeyse bu yer Türk ülkesine dahil olduğundan Türk Ceza Kanunu uygulanır. TCK md. 8/2-a, Türk hava sahasında işlenen suçların Türkiye’de işlenmiş sayılacağını kabul etmiştir.

Farazi anlamda ülke: Devletin;

  • Savaş gemileri
  • Açık denizde bulunan ticaret gemileri
  • Hava vasıtaları
  • Askeri işgal altında bulundurduğu yerler

Farazi anlamda ülke Türk ülkesi sayılacağına göre, bu yerlerde işlenmiş suçlar Türkiye’de işlenmiş sayılır. TCK’ya göre farazi anlamda ülke kapsamında olan yerler:

  • Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında bulunan Türk deniz ve hava araçları
  • Türk deniz ve hava savaş araçları
  • Türkiye’nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlar

Kıta sahanlığı: Karasularının ötesinde başlayıp belirli bir uzaklık ve derinliğe kadar giden deniz tabanı ve toprak altı kısmıdır.

Münhasır ekonomik bölge: Sahil boyunca uzanan en düşük cezir hattı olarak tanımlanan esas çizgilerden itibaren 200 deniz miline kadar uzanan, kıyı devletinin ekonomik konularda münhasır yetkilere sahip olduğu deniz alanıdır.

Suçun İşlendiği Yer Sorunu

Hareketin yapıldığı yer ile neticenin gerçekleştiği yer arasında ülke bakımından fark olduğunda ortaya çıkar. Bu tür suçlara mesafe suçları denir.

  • Harekete üstünlük veren teori: Suçun işlendiği yer, hareketin yapıldığı yerdir.
  • Neticeye üstünlük veren teori: Suç, neticenin meydana geldiği yerdir.
  • Karma teori: Suç hem hareketin yapıldığı yerde, hem de neticenin gerçekleştiği yerde işlenmiş sayılır.

! TCK md. 8/1’de belirtildiği üzere, TCK karma teoriyi benimsemiştir.

Mesafe suçunun özellik gösterdiği haller:

  • Teşebbüs aşamasında kalan suçlar: Benimsenen teoriye göre suç, hem hareketin yapıldığı hem de neticenin gerçekleşmesinin istendiği yerde işlenmiş sayılır.
  • Mütemadi (kesintisiz) suçlar: Suçun mesafe suçu olmayacağı ileri sürülmektedir.
  • İhmali suçlar: Failin zorunlu olduğu hareketi yapmaktan kaçındığı veya zararın meydana geldiği yerde işlenmiş sayılır.

Yabancı Ülkede Hüküm Verilmesi (TCK md. 9)

Türkiye’de işlenen suçtan dolayı hakkında yabancı ülkede beraat veya mahkumiyet kararı verilmiş olan Türk ya da yabancı, söz konusu suç nedeniyle Türkiye’de re’sen kovuşturulur.

Türkiye’de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmiş olan kimsenin cezasının tamamen veya kısmen çektirilmiş olması durumu TCK md. 16’da düzenlenmiştir: Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı yabancı ülkede geçen hükümlülük süresi, aynı suçtan dolayı Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir.

2. Şahsilik İlkesi

Bu sisteme göre suç nerede işlenirse işlensin devletin ceza yasası vatandaşını izler. Suçu yabancı ülkede işleyen vatandaş ülkede cezalandırılabileceği gibi, vatandaşın yabancı ülkede bir suça maruz kalması halinde yabancı fail de ülkede cezalandırılabilir. Bu yönüyle ilkenin 2 görünümü vardır:

  • Faile göre şahsilik: Vatandaşın yabancı ülkede işlediği suç, kendi ülke kanunlarına göre cezalandırılır. ! TCK’da bu ilkeye bugün yalnızca belli istisnai haller için, mülkilik ilkesini tamamlamak amacıyla yer verilmiştir. Vatandaş olup olmadığına bakılmaksızın yabancı ülkede Türkiye adına memuriyet veya görev üstlenmiş olup bundan dolayı suç işleyen kişi de faile göre şahsilik ilkesi çerçevesinde değerlendirilir.
  • Mağdura göre şahsilik: Devletin vatandaşına karşı yabancı ülkede suç işlenmesi halinde söz konusu devletin yasalarının uygulanmasıdır.

A. Faile Göre Şahsilik İlkesi (TCK md. 10-11)

Görev suçları (TCK md. 10): Yabancı ülkede Türkiye adına memuriyet veya görev üstlenmiş olup bundan dolayı bir suç işleyen kimse, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş bulunsa bile Türkiye’de yeniden yargılanır.

Bu hükme göre yapılacak soruşturmada devleti koruma amacı var olsa da hükmün uygulanması için devletin menfaatinin zedelenmesi şart değildir; bu nedenle faile göre şahsilik ön planda tutulur.

Hükmün uygulanma koşulları:

  • Fail yabancı ülkede Türkiye adına memuriyet veya görev üstlenmiş olmalıdır.
  • Suçu yabancı ülkede üstlendiği memuriyet veya görev sebebiyle işlemelidir.

Vatandaş tarafından işlenen suç (TCK md. 11): Vatandaş tarafından yabancı ülkede işlenen suç bakımından Türkiye’de yargılama yapabilmenin koşulları şunlardır:

  • Suç bir Türk vatandaşı tarafından işlenmelidir.
  • ! Gerekçesinde yer aldığına göre, mağdur yabancı ise failin Türkiye’de yargılanabilmesi için fiilin işlendiği ülke kanununa göre de suç teşkil etmesi gerekir.
  • Bu suç koruma ilkesi kapsamına girmeyen (md. 13’te yazılı olanlar dışındaki) bir suç olmalıdır.
  • Türk vatandaşının işlediği suç, Türk kanunlarına göre alt sınırı 1 yıldan az olmayan hapis cezasını gerektirmelidir.
  • Fail Türkiye’de bulunmalıdır.
  • Bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olmalı ve fiil Türkiye’de kovuşturulabilir olmalıdır.

B. Mağdura Göre Şahsilik İlkesi (TCK md. 12)

Türkiye’nin zararına işlenen suçlar (md. 12/1): Devleti koruma ilkesinin bir diğer görünüş şeklidir. Uygulama koşulları şunlardır:

  • Fail yabancı olmalıdır.
  • Suç yabancı ülkede işlenmiş olmalıdır.
  • Suç md. 13’te yazılı suçlar dışında kalmalıdır.
  • Suçun cezası Türk kanunlarına göre en az 1 yıl hapis cezasını gerektirmelidir.
  • Suç Türkiye’nin zararına işlenmiş olmalıdır.
  • Fail Türkiye’de bulunmalıdır.
  • Adalet Bakanı’nın talebi olmalıdır. (Rüşvet ve nüfuz ticareti hariç)
  • Bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş bulunmalıdır.

! Suç Türkiye’nin zararına işlenmişse, lehe kanun olsa dahi yabancı kanun göz önünde bulundurulmaz.

Vatandaşın zararına işlenen suçlar (TCK md. 12/2): Yurt dışında bir Türk’ün zararına suç işleyen yabancının Türk yasalarına göre cezalandırılması mümkündür. Koşulları:

  • Fail yabancı olmalıdır.
  • Mağdur, Türk veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi olmalıdır.
  • Fail Türkiye’de bulunmalıdır.
  • Suç md. 13’te yazılı suçlar dışında olmalı ve Türk kanunlarına göre alt sınırı en az 1 yıl olmalıdır.
  • Bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olmalıdır.
  • Suçtan zarar görenin şikayeti bulunmalıdır.

TCK’ya göre, mağdura göre şahsilik ilkesi bakımından Türkiye’de yargılama yapılması için Adalet Bakanı’nın talebi aranmamaktadır. Türk kanununa göre verilecek cezanın, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamayacağı hükmü ise uygulanmaz.

3. Evrensellik İlkesi (TCK md. 12/3)

Suç kime karşı işlenirse işlensin, fail hangi devletin vatandaşı olursa olsun, suçluyu elinde bulunduran devletin ceza kanununun uygulanmasıdır.

Koşulları:

  • Fail ve mağdur yabancı olmalıdır.
  • Suç, Türk kanunlarına göre alt sınırı 3 yıldan az olmayan özgürlüğü bağlayıcı ceza gerektirmelidir.
  • Suçluların geri verilmesi anlaşması bulunmaması veya geri verilme isteminin, suçun işlendiği ülkenin ya da failin uyruğunda bulunduğu ülkenin hükümeti tarafından kabul edilmemiş olması gerekir.
  • Adalet Bakanı’nın talebi bulunmalıdır.

4. Koruma İlkesi

Bir Türk ya da yabancının yabancı ülkede maddede sayılı suçları işlemesi halinde Türkiye’de re’sen soruşturulmasıdır.

Koşulları:

  • Fail Türk veya yabancı olmalıdır.
  • Fail Türkiye’de bulunmalıdır.
  • Fiil yabancı ülkede işlenmiş olmalıdır.
  • Suçların TCK md. 13’te yer alan suçlardan olması gerekir.
  • Adalet Bakanı’nın talebi bulunmalıdır.

İstisna (md. 13/2): md. 13/1’in (a) ve (b) bentlerinde yazılı suçlar dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkumiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanı’nın talebi üzerine Türkiye’de yargılama yapılabilir.

5. Yer Bakımından Uygulamada Özellik Gösteren Haller

A. Seçimlik Cezalarda Soruşturma (TCK md. 14)

Faile göre şahsilik, mağdura göre şahsilik, evrensellik ilkesi ile Türkiye’nin zararına işlenmiş suçlar bakımından, kanunda hapis ve adli para cezası seçimlik ceza olarak öngörülmüşse, artık Türkiye’de soruşturma ve kovuşturma yapılmaz.

B. Soruşturma Koşulu Olan Cezanın Hesaplanması (TCK md. 15)

Ceza miktarının soruşturma koşulu olduğu haller:

  • Faile göre şahsilik: En az 1 yıl
  • Mağdura göre şahsilik: En az 1 yıl
  • Evrensellik ilkesi: En az 3 yıl
  • Türkiye’nin zararına işlenmiş suçlar: En az 1 yıl

C. Cezadan Mahsup (TCK md. 16)

Yabancı ülkede; gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, Türkiye’de verilecek cezadan düşülür. Hüküm tüm ilkeler bakımından geçerlidir.

D. Hak Yoksunlukları (TCK md. 17)

Uygulama koşulları şunlardır:

  • Hüküm yabancı mahkeme tarafından verilmiş olmalıdır.
  • Bu hüküm Türk hukuk düzenine aykırı düşmemelidir.
  • Bu hüküm, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu gerektirmelidir.
  • Cumhuriyet savcısının istemi bulunmalıdır.

E. Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması (TCK md. 19)

Bir Türk veya yabancının yabancı ülkede işlediği suç bakımından Türkiye’de yapılacak yargılamada uygulanacak kanunun belirlenmesidir.

Koşulları:

  • Fail Türk veya yabancı olmalıdır.
  • Suç, Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenmelidir.
  • Sanık Türkiye’de bulunmalıdır.
  • Fiil, Türkiye’nin güvenliğine veya zararına olarak ve Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenmiş bir suç olmamalıdır.

! Koruma ilkesi ve mağdura göre şahsilik ilkelerini kapsamaz; faile göre şahsilik ve evrensellik ilkeleri bakımından uygulanabilir.

Hükmün uygulanması: Türk kanununa göre verilecek ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.

6. İade (Geri Verme) — 6706 Sayılı Kanun

Suç işledikten sonra yabancı bir ülkeye ya da ülkemize kaçan failin cezasız kalmaması, devletlerin birbirine yardım ederek iade yoluyla teslimi ile mümkündür.

İadenin Koşulları

1. Fiile İlişkin Koşullar

A. İadeye konu suç, talep eden devlet ve Türk hukuku bakımından belli bir ağırlıkta olmalıdır (md. 10/2). Bu çerçevede iki durum ayrılır:

  • İadesi istenen kişi hakkında henüz bir mahkumiyet kararı yoksa, fiil hem talep eden devlet hukukuna hem de Türk hukukuna göre üst sınırı 1 yıl veya daha fazla özgürlüğü bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç olmalıdır.
  • İadesi istenen kişi hakkında bir mahkumiyet kararı varsa, verilmiş olan ceza en az 4 ay özgürlüğü bağlayıcı ceza olmalıdır.

! Para cezaları iade kapsamında değildir. Bir suç sebebiyle güvenlik tedbirine hükmedilmesi durumu iadeye engel olmamalıdır.

Suç; Türkiye Devleti’nin güvenliğine karşı, Türkiye’nin veya Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmemelidir.

B. (Bu bölüm kaynak metinde eksiktir.)

C. Suç zamanaşımına veya affa uğramamış olmalıdır.

D. İade talebi, ölüm cezası veya insan onuruyla bağdaşmayan bir ceza gerektiren suçlara ilişkin olmamalıdır. Talep eden devlet tarafından, öngörülen cezanın infaz edilmeyeceğine dair yeterli teminat verilmesi halinde iade talebi kabul edilir.

E. Suç, Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç olmamalıdır (TCK md. 8, 11, 12, 13).

F. Suçun;

  • Düşünce suçu
  • Siyasi suç
  • Siyasi suçla bağlantılı bir suç
  • Salt askeri suç niteliğinde olması

olmaması gerekir.

Siyasi suç terör eylemi olarak işlenmişse iade edilir.

Belçika kaidesi: Devlet başkanına ya da ailesine suikast girişiminde bulunulması, siyasi saikle yapılsa dahi siyasi suç olarak nitelendirilemez ve failin iadesi gerekir.

Objektif teori: Siyasi suçu belirleyen, suçun hukuki konusudur. Siyasi iktidara ve işlevlerine, bireylerin siyasi haklarına yönelik suçlar siyasi suçtur.

Sübjektif teori: Faili suç işlemeye yönelten saik esas alınır.

Tam siyasi suç: Devletin varlığına, siyasal mekanizmasının işleyişine ve bireylerin siyasal hak ve özgürlüklerine ya da bunların kullanılmasına ilişkin işlenen suçlardır (TCK md. 302).

Nisbi siyasi suç: Objektif açıdan özel bir hakkı ihlale yönelik olan, ancak sübjektif açıdan faillerinin amacı siyasi olan suçlardır.

İade Yöntemi

  • Yargı sistemi
  • İdari sistem
  • Karma sistem

! Türk hukuku karma sistemi kabul etmiştir.

İade İsteminin Reddi

Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere:

  • İadesi talep edilen Türk ise,
  • İadesi talep edilen kişinin azınlık vb. nedenlerle bir soruşturmaya maruz kalacağına veya kötü muameleye uğrayacağına dair şüphelerin bulunması hallerinde,
  • İade talebine esas teşkil eden fiilin düşünce, siyasi suç veya siyasi suçla bağlantılı bir suç olması; salt askeri suç niteliğinde olması; Türkiye’nin güvenliğine karşı, Türkiye’nin veya Türk vatandaşının ya da kanunla kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmesi,
  • Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç olması,
  • Zamanaşımı veya affa uğramış olması,
  • İadesi talep edilen kişi hakkında, talebe konu fiil nedeniyle daha önce Türkiye’de beraat veya mahkumiyet verilmiş olması,
  • İade talebinin ölüm cezası veya insan onuruyla bağdaşmayan bir ceza gerektiren suçlara ilişkin olması

durumlarında iade talebi reddedilir.

İadede Hususilik Kuralı (md. 10/4)

Geri verme kabul edildiğinde, geri alan devlet faili ancak geri vermenin konusu olan suçtan dolayı yargılayabilir veya failin mahkum olduğu ceza infaz edilebilir. Failin diğer suçlardan dolayı yargılanabilmesi, iade eden devletin onayına bağlıdır. Yargılama sırasında suçun niteliği değişir ve fiil iade edilemeyecek suçlar kapsamına girerse yargılama durmalı ve kişi serbest bırakılmalıdır.

İstisnaları:

  • Geri veren ülkenin, geri verilen kişinin diğer suçlarından da yargılanmasına razı olması
  • Geri verilen kişinin cezasını çekip salıverilmesinden sonra 45 gün içinde, imkânı olduğu halde ülkeyi terk etmemesi veya terk ettikten sonra geri dönmesi

SUÇ GENEL TEORİSİ

Suçun Yapısal Unsurları

Suç, tipe uygun, hukuka aykırı, kusurlu insan davranışıdır.

Maddi + Manevi = Tipiklik
Tipiklik + Hukuka aykırılık = Suç
Suç + Kusurluluk = Cezalandırılabilirlik

Suç; tipe uygun, hukuka aykırı, kasten işlenen, neticeli ve icrai nitelikteki bir insan davranışıdır.

Suçun unsurları:

  • Tipe uygun eylem
    — Objektif tipe uygunluk: konu, fail, mağdur, fiil, nitelikli haller
    — Sübjektif tipe uygunluk: kast, taksir, özel sübjektif unsurlar (amaç, saik)
  • Hukuka aykırılık
  • Kusurluluk

1. Tipe Uygunluk (Tipiklik)

İlk unsur olarak kabul edilmesinin sebebi, ceza hukukunun harekete geçmesi için bir fiilin varlığının gerekli olması, ancak her fiilin değil yalnızca tipe uygun fiilin gerçekleşmesinin zorunlu olmasıdır. İki yönü vardır:

  • Biçimsel anlamda tipe uygunluk: Kanunilik ilkesini de içerir.
  • Maddi anlamda tipe uygunluk: Tipin haksızlık içeriğini kapsar.

! Bu ayrım, tipe uygun bir hareketten failin her zaman sorumlu olmayacağını açıklar.

Fiil; hareket, netice ve bu ikisi arasındaki nedensellik bağını ifade eder.

Tipiklik: Fiilin cezalandırılması için bulunması gerekli özelliklerin bütünüdür. (Biçimsel nitelik)

Fiil, tipik olmanın yanında zarar veya tehlike ortaya koymalıdır. (Maddi içerik)

2. Tipin İçeriği

A. Objektif Nitelikli Unsurlar

  • Fail (aktif süje): “Her kim”, “bir kimse” denilmek suretiyle tipte öncelikle suçun süjesine yer verilir. Bu yönüyle suçlar kural olarak herkes tarafından işlenebilirken, bazı suçlar yalnızca belli kişiler tarafından işlenebilir; bunlara özgü suçlar denir.

    Görünüşte özgü suç: Herkes tarafından işlenmekle birlikte, failin kişisel niteliğinin bazen suçun ağırlaştırıcı ya da hafifletici sebebini oluşturduğu suçları ifade eder.

    ! Fail kendine karşı suç işleyemez.

  • Mağdur (pasif süje): Suçla korunmak istenen hukuki yararın sahibi olan gerçek kişilerdir. Suçun nitelikli unsurlarının belirlenmesinde mağdurun vasfının önem arz ettiği suç tipleri vardır.

  • Suçtan zarar gören

  • Korunan hukuki menfaat: Kanun koyucuyu tipi düzenlemeye iten soyut menfaattir.

  • Hareketin konusu: Tipe uygun hareketin üzerinde gerçekleştiği maddi şeydir. ! Hareketin konusu ile suçla korunan hukuki menfaat kavramları özdeş değildir.

  • Fiil

E. Fiil

1. Hareket: İnsanın dış dünyada beliren iradi davranışı olarak tanımlanır.

Yapmak = icrai   |   Yapmamak = ihmali

Kişinin iç dünyası, bir hareket olarak dış dünyaya yansımadığı sürece ceza hukukunun devreye girmesine yol açamaz. Hareketsiz suç olmaz.

Hareket; insan tarafından iradi olarak gerçekleştirilen icrai ya da ihmali davranışın dış dünyaya yansımasıdır.

A. Hareketin niteliğinin suçların sınıflandırılmasına etkisi:

  • Tek hareketli – birden fazla hareketli suçlar: Suçun oluşması için tek bir hareketin yeterli olduğu suçlara tek hareketli suçlar denir. Birden fazla hareketli suçlarda ise tipte gösterilen birden fazla hareketin yapılması zorunludur. Bu suçların belirgin özelliği, hareketlerin “ve” bağlacıyla bağlanmış olmasıdır.

  • Seçimlik hareketli suçlar: Suçun tipte birbirinden bağımsız olarak gösterilen birden fazla hareketten yalnızca birinin gerçekleşmesiyle oluştuğu suçlardır. Hareketler “virgül” ya da “veya” bağlacıyla bağlanmıştır.

  • İcrai veya ihmali hareketle işlenen suçlar: Bir şeyin yapılmasının emredilmesi ve yapılmaması ihmali; bir şeyin yapılmasının yasaklanması ve yapılması icrai hareket olarak ortaya çıkar.

    İhmal suretiyle icra suçları: Bu suç ancak belli bir neticenin gerçekleşmesini önlemek hususunda özel bir yükümlülük altında bulunan fail tarafından işlenebilir. Failin bu yükümlülüğü, neticeye engel olma imkân ve iktidarına sahip olabilmeyi gerektirir.

  • Bağlı hareketli – serbest hareketli suçlar: Bağlı hareket: Suçun hareket şeklinin, yani hareketin nasıl olması gerektiğinin kanunda belirtilmiş olması durumudur. Serbest hareketli: Yasal tanımda suçu oluşturan fiilin hangi hareketlerle gerçekleştirilebileceği konusunda bir özelleştirme yapılmamış olup, suçun herhangi bir hareketle işlenebildiği durumlardır.

2. Netice: Hareket insan vücudu tarafından gerçekleştirilen maddi iştir; bu hareketin dış dünyada meydana getirdiği değişiklik ise neticedir.

Neticenin mutlaka gözle görülür olması da gerekmez. Neticesiz suç yoktur. ! Neticenin maddi olarak ortaya çıkmaması, o suçu neticesiz hale getirmez.

A. Neticeye göre suçların sınıflandırılması:

  • Şekli suç – maddi suç (neticeli – neticesiz suçlar): Kanunun neticeyi göstermediği, icrai ya da ihmali hareketin yapılmasıyla suçun tamamlandığını kabul ettiği suçlara şekli (neticesiz) suçlar denir. Bu suçlarda netice harekete bitişiktir ve yer ile zaman bakımından hareketten ayrılmaz. Örnek: TCK md. 116 (konut dokunulmazlığının ihlali), TCK md. 332 (askeri yasak bölgelere girme).

    Hareket ile neticenin yer, zaman veya nedensellik bağlantısı bakımından birbirinden ayrılabildiği suçlara maddi (neticeli) suç denir. Örnek: Kasten adam öldürme.

  • Zarar suçu – tehlike suçu: Zarar-tehlike suçu ayrımı, hukuken korunan menfaatin ya da varlığın ihlalini esas alır. Netice veya zarar suçlarında, hareketin yönelmiş olduğu konuda bir zararın meydana gelmiş olması aranırken; tehlike ya da sırf hareket suçlarında suçun konusu üzerinde zarar tehlikesinin meydana gelmesi neticenin kabulü için yeterlidir. Hareketin yöneldiği konunun gerçekten zarara uğramış olması şart değildir.

    !!! Her netice suçu aynı zamanda zarar suçudur.

    Somut tehlike suçları: Hareketin üzerinde gerçekleştiği objede gerçekten tehlike yaratıp yaratmadığının araştırılması gereken suçlardır; hâkim tarafından araştırma yapılır. Örnek: TCK md. 170 (yangın çıkarma suçu). Zarar tehlikesinin bulunmaması halinde somut tehlike suçu da gerçekleşmiş olmaz.

    Soyut tehlike suçları: Hareketin yöneldiği konu üzerinde tehlike yaratıp yaratmadığı araştırılmaz; icrai ya da ihmali hareketin yapılmasıyla tehlikenin ortaya çıktığı kabul edilir, varsayılır. Örnek: TCK md. 175 (akıl hastası üzerinde bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali).

  • Ani suç – kesintisiz suç: Hareketten doğan neticenin devam etmeyip derhal sona erdiği suçlara ani suçlar denir. ! İcra hareketleri tamamlandığında neticenin de derhal meydana gelmesi şart değildir; önemli olan neticenin belli bir süre devam etmemesidir. Örnek: TCK md. 81 (kasten öldürme).

    Fiilin icrasının bir süre devam ettiği suçlara kesintisiz suçlar denir. Fiilin icrasının bir süre devam etmesi suçun gerçekleşmesi için zorunludur. Örnek: TCK md. 109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma).

    Suçun ilk koşulu: Fiilin icrasının bir süre devam etmesi.
    Suçun ikinci koşulu: Failin fiile son vermek hususunda imkân ve iktidarının varlığı. Haksız durumun başlamasıyla tamamlanır; bu durumun kalkmasıyla sona erer.

    Zorunlu kesintisiz suçlar: Kanunun fiilin bir süre devam etmesini şart koştuğu suçlardır. Örnek: TCK md. 109.

    Muhtemel kesintisiz suçlar: Aslında ani olarak işlenebilen bir suçun bazı hallerde kesintisiz olarak gerçekleştirilmesi durumudur. Örnek: TCK md. 163/3 (karşılıksız yararlanma suçunun haksız elektrik şeklinde işlenmesi).

Entradas relacionadas: